2014’te Öğrenme ve Gelişim Dünyasını Şekillendirecek Eğilimler!

 

Teknolojinin gelişim hızı, modern hayatın beraberinde getirdiği dinamikler, zamana karşı yarış, değişim derken yaşam ve öğrenme biçimlerimiz de hızla dönüşüyor. 2014, öğrenme ve gelişim dünyası için bu dönüşümün gerekliliklerine odaklanma yılı olacak. Teknolojinin sunduğu olanaklarla nasıl daha iyi bir öğrenme deneyimi yaşatabiliriz sorusuna yanıtlar aranmaya devam edilecek. Teknolojik devrime ayak uydurmaya çalışırken “hızlı” atılan adımlar nedeniyle göz ardı edilen konular üzerine durup, bir nefes alıp, soğukkanlı düşünülecek.

2014’te öğrenme ve gelişim dünyasını neler bekliyor, nelerden esinlenilecek? Tüm bunların nabzının tutulduğu DevLearn 2013’ten edindiğimiz izlenimlerle harmanladığımız yazımıza gelin birlikte bir göz atalım.

 

İhtiyaç Anında, Kendi Hızında Öğrenme

Çalışanlar artık “öğreneceklerinin” kendilerine sunulmasını beklemek yerine proaktif davranıp, teknolojiyi kullanarak, tam da ihtiyaçları olduğu anda ihtiyaçlarını karşılayacak eğitim materyallerine ulaşma eğilimindeler. Bireylerin kendi öğrenme ihtiyaçlarını belirleme motivasyonlarının artması sonucunda, ihtiyaca yönelik kaliteli bilgiye her zaman ve her yerden ulaşılabilen, paylaşıldıkça zenginleşen sürekli bir öğrenme ortamının oluşturulması büyük önem taşıyor. Açık eğitim materyallerine olan ilgi artıyor. “Dersten”, “kısa, hızlı tüketilebilecek performansı destekleyen doğru kaynağa” kayış söz konusu. Öğrenme sadece Eğitim Yönetim Sistemleri, kitaplar, formal eğitim yöntemlerinin sınırları içerisinde kalmıyor, öğrenme her yerde gerçekleşiyor, süreklilik kazanıyor.

  • Teknolojinin sunduğu fırsatları değerlendirerek sürekli ve yaygın öğrenme ortamı yaratmayı başarabilen,
  • Kontrol etme güdüsü olmadan öğrenmeyi özgürleştirerek ihtiyaç duyulan kaliteli bilgiye ulaşılmasını sağlayan,
  • Bilginin üretilip paylaşılmasını teşvik eden

kurumların 2014’te fark yaratması bekleniyor.

 

Sosyal Öğrenme

Kişilerin birbirlerinden öğrenme becerisini hiçbir zaman küçümsememek gerek. Yapılan araştırmalar öğrenmenin %70’inin informal bir şekilde gerçekleştiğini gösteriyor. Çalışanlar deneyim ve bilgi paylaşımına meyilli. 2014’te sosyal öğrenme ortamlarının etkin bir biçimde kullanılmasında,

  • Sosyal öğrenmeyi artıracak, teknik bilgi ve donanımı zenginleştirecek faaliyetleri süreçlere dahil etmek,
  • İnformal öğrenmeyi destekleyen kaynakları geliştirmeye yardımcı olacak araçlar (video, e-kitap, podcast, blog, webinar) sunmak

her zamankinden daha büyük rol oynuyor.

 

Oyun ve Oyunlaştırma

Oyun ve oyunlaştırma konusunda kafalar çok karışık. Öncelikle her ikisinin de farklı ihtiyaçları karşılamaya yönelik olduğunu, farklı tasarım yaklaşımları üzerine inşa edildiklerini görmek gerekiyor.

  • Oyun kişiyi tamamen kontekstin içine çekip rol yapmasını ve “derin” bir deneyim yaşamasını sağlıyor; bunun yanı sıra oyunlaştırma içerik ile oyun mekaniklerini birbirinden izole bir biçimde kullanıyor, kişi içerikle yüzeysel bir ilişki kuruyor, daha çok puan ve rozet kazanmaya odaklanıyor.
  • Oyunda aksiyon sonuçları gösterilerek “anlama” derinleştirilirken, oyunlaştırmada bir davranışı tekrarlama sıklığını artırmak hedefleniyor.

Oyun ya da oyunlaştırmanın birbirinden üstün bir yanı aslında yok. Burada hangi aracın kullanılacağına karar verirken dikkat edilmesi gereken konu “ihtiyaç”. İhtiyacı doğru tanımlayıp doğru yöntemi seçenler, her iki yöntemin de nimetlerinden fazlasıyla faydalanabilir.

 

Öğretim Tasarımı

Öğretim tasarımı 2014’te bugüne kadar olduğundan çok daha önemli bir hale gelecek. Çünkü e-öğrenme dünyası kendi içine dönüp gözden kaçırılan, zayıf kalan noktalara odaklanmaya başladı ve farkı yaratacak uygulamalar bu boşlukların doldurulması ile birlikte gelecek. Bu çerçevede üzerinde düşünülmesi gereken başlıklar da şöyle şekillendi:

  • Kontekste uygun tasarım
  • Tasarım ile Öğretim Tasarımı arasındaki bağ
  • Etkileşim değil, unutulmaz “öğrenme deneyimleri” tasarlamak
  • Farklı medialar üzerinden tamamen sanal bir dünyanın içerisinde gerçek hikâyeler oluşturmak. Diğer bir adıyla “Transmedia Storytelling”

 

Mobil Öğrenme: Daha basit, daha kolay, daha eğlenceli!

Mobil teknolojiler hayatımızı daha kolay, daha eğlenceli ve daha basit hale getirmek için ideal araçlar sunuyorlar. Bu araçları öğrenmede kullanırken de tıpkı doğasına uygun olacak şekilde daha basit, kolay anlaşılan ve eğlenceli tasarımlar hazırlamak gerekiyor. Elimizdeki karmaşık, zaman ve konsantrasyon gerektiren tasarımlar, bu kuralı bozuyor. 2014’te mobil teknolojilerin sunduğu olanaklar düşünülerek, sıfırdan mobile uygun olarak tasarlanan uygulamalar ve içerikler öne çıkacak görünüyor. Mobilde en yaygın içerik kullanımı performansı destekleyen eğitim materyalleri ve referans içerikler olacak gibi gözüküyor.

Öte yandan; uzmanlar mobil öğrenme yönteminin sadece gündemde ve “şık” olduğu için tercih edilmemesi gerektiğini, iş performansına yansıyacak çözümler üretilmek isteniyorsa, ihtiyacın kontekst ve hedef kitle bağlamında düşünülmesi gerektiğini vurguluyor.

 

Video’nun Görkemli Yükselişi!

Dünyanın en büyük ikinci arama motoru Youtube’da, mobil cihazlardan günde 1 milyar video izleniyor. Dakikada 72 saatlik video yükleniyor ve ayda 4 milyar saat video izleniyor. Hal böyleyken bu kadar çok tercih edilen bir yöntemin, gelişim aracı olarak kullanılmaması mümkün değil. Videolar kolay tüketilmeleri nedeniyle özellikle mobil öğrenme için en uygun media tiplerinden biri olarak görülüyor. İzlemeyi hepimiz çok seviyoruz çünkü video hem daha kısa sürede öğrenmeyi mümkün kılıyor, hem işin içerisinde çok fazla görsellik olduğu için eğlenceli geliyor, hem de ses faktörü ile kalıcılığı pekişiyor.

2014’te bugüne kadar pazarlamada örneklerini gördüğümüz interaktif videolar, video tabanlı öğrenmede ön plana çıkacak. İnteraktif videoda tüm etkileşim ve etkileşimin yarattığı deneyim video üzerinden devam ediyor. Bu da dikkati, katılımı, hatırlamayı, tatmini arttırıyor.

 

Giyilebilir Teknolojiler ve Öğrenme Dünyasına Sunduğu Fırsatlar!

Yeni trend “giyilebilir teknoloji” dendiğinde ilk akla gelen ürünlerden birisi Google Glass! Google Glass’dan yola çıkarak giyilebilir teknolojilerin öğrenme dünyası için ne tür fırsatlar yarattığı düşünüldüğünde yepyeni kapıların aralandığını görüyoruz. Giyilebilir teknolojilerde her şeyden önce eller özgürleşiyor. Örneğin Google Glass’ın tasarımı öyle bir yapılmış ki, ellerinizi kullanmadan bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Yaptığınız işi bölmeden anında geribildirim alabiliyor ve uygulamaya geçirebiliyorsunuz. Lokasyon tabanlı öğrenme, kendi gözünden gösterme, daha fazla bilgi paylaşımı bu tür teknolojilerin sunduğu fırsatlar arasında yerini alıyor.

 

Tüm uzaktan eğitim ihtiyaçlarını tek bir çatı altında sunan 15 yıllı aşkın sektör deneyimiyle Türkiye'nin lider firmasıdır.

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer

Enocta Enocta