E-Öğrenme, Sosyal Öğrenme Topluluklarıyla Zenginleşiyor!

Hepimiz, doğduğumuz andan itibaren içgüdülerimizin yönetimindeki gözlem yeteneğimizi kullanmaya başladık. Yaptığımız ilk resimleri bitirir bitirmez çevremizdekilerle paylaşmak istedik. Sorgulama isteğimiz, merak duygumuz ve sosyalleşme ihtiyacımız, bizi hayatımız boyunca çevreyle iletişim halinde tuttu.

 

Duygularımız ve ihtiyaçlarımızın bizi yönlendirdiği etkileşim süreçlerinde, kendimizi sürekli yeni bir şeyler öğrenirken bulduk. İşte, “Sosyal Öğrenme” tam olarak, hayatımız boyunca bizi iletişim kurmaya ve öğrenmeye iten bu duygular üzerine kurulmuş bir kavramdır. Paylaşımın ve etkileşimin esas alındığı internet dünyasında, çevrim içi sosyal öğrenme ortamları, hem temel insan içgüdülerinin hem de günümüz trend alışkanlıklarının avantajlarından faydalanarak verimli öğrenim için eşsiz bir fırsat doğuruyor. Çevrim içi sosyal öğrenme ortamları oluşturabilen kurum ve çalışanlar, bu fırsatı değerlendirerek bir adım öne geçmekte.

 

Sosyal Öğrenme Toplulukları Nedir?

Günümüzde, yaygın ve kolay internet kullanımı ile bilgiye her an, her yerden ulaşma isteğinin buluşması sonucunda, klasik öğrenme yöntemleri de geri planda kaldı. Öğrenme ihtiyacı duyan ve sürekli öğrenerek gelişim içinde olmak isteyen, etkileşimi seven Y kuşağının da baskısını artırmasıyla, çevrim içi sosyal öğrenme toplulukları var olmaya başladı. Ülkemizde, ilk filizlenmelerini forumlar ile gördüğümüz sosyal öğrenme topluluklarında insanlar, ortak ilgi alanlarında bir araya gelerek hızlı bir bilgi paylaşımına girdi. Bunların, klasik öğrenme topluluklarından farkı, aynı yaş gruplarında ve aynı ihtiyaçlar doğrultusundaki insanların bir araya gelmiş olmasıydı. Öğreticiler, aynı zamanda da birer öğrenendi.

 

Sosyal mecraların trend haline gelmesiyle, sosyal öğrenme topluluklarının sayısında da artış görüldü. Toplumsal etkileşimin olumlu etkilerinin giderek gün yüzüne çıkması ve bunların bilimsel araştırmalarla da desteklenmesiyle; bu değişimi erkenden gören kurumlar, çalışanlarını sosyal öğrenmeyle de beslemeye başladı. Sosyal öğrenme topluluklarının bilinçli bir şekilde yapılandırılması ise; sosyal öğrenmenin, çevrim içi öğrenme alanlarına entegrasyonu ile sağlandı. Artık çeşitli multimedya ile zenginleştirilmiş e-öğrenme ortamlarına eklenen sosyal özellikler ile öğrenenler, yani sistemin kullanıcıları, bilgiyi aldıktan sonra bir araya gelerek yorumlama, tartışma, düşüncelerini sınama ve farklı görüş açılarını değerlendirme fırsatı bulabiliyorlar. Tüm bunlar yapılırken, bir yandan da sosyal gereksinimleri karşılanmış oluyor.

 

Çevrimiçi Sosyal Öğrenme Toplulukları Nasıl Oluşur – Oluşturulur?

Sosyal öğrenmenin temel prensibi olan, modelleri gözlemleyerek öğrenme, çevrim içi sosyal topluluklarda da lokomotif niteliğindedir. Buradan hareketle, bu topluluklarda daha üst düzey bilgiye sahip olan öğrenenler, kullanıcıları yönlendirmekte ve topluluğun aktif kalmasını sağlamakta, bir anlamda topluluğa öncülük etmektedirler. Ayrıca, çevrim içi öğrenme topluluklarını oluştururken unutulmaması gereken noktalar şunlardır:

  • İletişim ve yönlendirme: Öğrenenler, istedikleri zaman öğrenme ortamlarına ve topluluğa ulaşabilmeli ve kendi ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirilmelidirler.
  • Etkileşimi yönlendirmek: Öğrenmeyle birlikte etkileşim sağlandıktan sonra, devreye bir öğretenin girmemesi ve sadece gerekli dönüm noktalarında onları yönlendirmesi gerekir. Müdahale, öğrenen odaklı bu ortamda, öğrenenler arasındaki etkileşimlerin azalmasına sebep olabilir.
  • Açık etkileşim: Kişilerin ortamdaki eğitim, etkileşim, mesajlaşma gibi hareketleri herkes tarafından izlenebilir olmalıdır.
  • Etkileşim alanları: Öğrenen kişiler, ilgileri doğrultusunda paylaşımda bulunabilecekleri alanları da sosyal öğrenme ortamı içinde bulabilmelidir. Bu sayede, bilgiyi almadığı zamanlarda da ortamdan uzaklaşmayacak ve böylece topluluğun bir parçası olma hissini pekiştirecektir.
  • Kullanılabilirlik: Ortamın eğitsel ve görsel tasarımı yapılırken, kullanılabilirliği ve alışılagelmiş kullanım alışkanlıkları doğrultusunda olmasına dikkat edilmelidir. Aksi takdirde, karmaşık olan sistemlerin kullanımı için çaba harcayan öğrenenlerin etkileşimde bulunmaları güç hale gelir ve bu da sosyal ortamın oluşmasına engel olur.
  • Sistemin desteklenmesi: Sistem içerisinde, öğrenenlerin ihtiyaç duyabilecekleri kaynaklar ve etkileşim ortamları yeterli düzeyde sağlanmalıdır. Örneğin, bir öğrenen, sistemdeki diğer bir öğrenene bir doküman aktarmak istediğinde, aynı sistem içinden aktarabiliyor olmalıdır veya konuyla ilgili daha fazla araştırma yapmak istediğinde, ilgili eğitimi ya da ek materyalleri sistem içinde bulabiliyor olmalıdır.

Çevrim İçi Sosyal Öğrenme Topluluklarının Etkinliğini Artırmak: “Dolaylı Pekiştireç”

 

Gözlem, insan hayatının ilerleyen dönemlerinde de öğrenme sürecinin devam etmesini sağladığı gibi, aynı zamanda, bu süreci daha farklı ve dolaylı yoldan da etkilemeye başlar. Kişi, çevresindeki olayları ve kişileri inceleyerek yaptığı bir takım çıkarımlarla hayallerini ve hedeflerini şekillendirir. Örneğin, son model bir arabaya sahip olmak isteyen bir kişi, o arabayı daha önce kullanan insanları gördükten ya da o arabaya sahip olmanın avantajlarını fark ettikten sonra bu hayali kurmaya başlar. Diğer insanların sahip olduğu ayrıcalıkların kişide yarattığı farkındalık, bir takım adımlar atma yolunda, o kişi için pekiştireç haline gelir. Sosyal öğrenme ortamlarının en çok ön plana çıkan özelliklerinden biri olan kullanıcılar arası etkileşim; diğer insanlara verilen dolaylı ya da dolaysız “ödüller”in, tıpkı verdiğimiz araba örneğindeki gibi, bunu gözlemleyen kullanıcı için pekiştireç unsuru oluşturmasını sağlar.

 

 

Etkileşimin ve öğrenmenin birbirini tetikleyen bir döngü oluşturduğu sosyal öğrenme ortamlarında kullanıcı, aldığı dolaylı pekiştireçlerin etkisiyle hedeflerini belirler ve bu hedeflere ulaşmak için yine ortamın sunduğu çevrim içi etkileşim olanaklarından faydalanır. Sürekli etkileşim içinde olan kullanıcı, kendi öğrenme sürecini başlatır ve devam ettirir. Gözlem – Pekiştireç – Hedef – Etkileşim – Öğrenme döngüsü başarılı bir şekilde işlediğinde, etkin bir sosyal öğrenme topluluğunun ortaya çıktığı gözlemlenebilir.

 

 

Bir örnek verecek olursak, Enocta’nın sosyal özellikler sunan Eğitim Yönetim Sistemi üzerinde çalışan ve son zamanların en önemli e-öğrenme ortamlarından biri olarak ön plana çıkan Microsoft Açık Akademi’de binlerce kullanıcı, hem yazılım üzerine e-eğitimler alıyor hem de sosyalleşiyor. Kullanıcılar, kendilerine sağlanan sosyal alanda birbirleri ile soru ve düşüncelerini, bilgilerini paylaşarak ortamı, yaşayan ve sürekli gelişen bir öğrenme platformu haline getiriyorlar. Açık Akademi’de, “sosyal” etkinlikte bulunarak “puan” kazanmak, sosyal öğrenme sürecine olan ilgiyi artırmada önemli bir rol oynuyor. Kullanıcıların, tartışma forumlarında birbirlerinin sorularını yanıtlaması, fikir paylaşımında bulunması ve aynı zamanda eğitimlerdeki aktifliğin karşılığında aldıkları puanlar; kullanıcıların resimlerinin altında yer alan “çırak yazılımcı”, “usta yazılımcı” gibi “rütbeler”i etkiliyor. Bu unsurlar, birçok kullanıcının öne geçme dürtülerini de tetikleyerek, etkileşim –öğrenme entegrasyonundaki döngünün aktif kalmasını sağlıyor.

 

 

Yeniliğin ve Etkileşimin Sihri!

Günümüzün en önemli sanal dünya alışkanlıklarından biri olan “çabuk zirveye çıkar, çabuk tüket!” mottosunun kurbanı olmuş binlerce popüler kültür öğesiyle karşılaşabiliriz. İnternet ortamında aniden çok tutulmaya başlayan bir espri bile bir sonraki ay “eskimiş” olabiliyor. Siber tüketim çılgınlığının bu denli acımasız olduğu bir ortamda, büyük sosyal medya siteleri, sürekli gündemde kalarak kullanıcıları kendilerine nasıl bu kadar bağımlı hale getiriyor olabilirler? İşin sırrı, iletişim ve etkileşim seviyesini artırmayı hedefleyen sürekli yenilik ilkesinde gizli.

Birçoğumuz, Facebook’un her yeni güncellemesinde yakınmışızdır, “Eski hali ne güzeldi, buna nasıl alışacağız?” diye… Peki, şu an “Beğen” butonu olmayan bir Facebook’u düşünebiliyor muyuz? Zamanında şikayet ettiğimiz ya da en azından tepkisiz kaldığımız yenilikler, aslında fark ettirmeden bağlayıcı ve devamlılığı sağlayıcı bir unsur haline gelebiliyor. Örneğin, Twitter gibi 140 karakterden ibaret bir dünyanın ne kadar popüler olabileceğini bize, yeniliğin ve etkileşimin sihri anlatıyor.

 

 

Sosyal öğrenme ortamları, kullanıcıların onları tutku haline getirmesi açısından verdiğimiz örneklere benzer birçok potansiyel taşıyor. Kullanıcılara sağlanacak bir takım esneklikler, belirli periyotlarla yapılan arayüz iyileştirmeleri, kullanıcı kitlesinin genel nitelikleri göz önünde bulundurularak eklenen yeni etkileşim modülleri ve etkinliklerin ödüllendirilmesi gibi yenilikler, bir çevrim içi öğrenme ortamını vazgeçilmez hale getirebilecek kritik dokunuşlara örnek olabilirler. Bu gibi yeniliklerin dışında, doğabilecek yeni ihtiyaçları analiz edip bu ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak yapılacak değişiklikler de oldukça isabetli olacaktır.

 

 

Günümüz trendleri ve teknolojileri insanlarda; istediği an, istediği yerde, istediği kadar, istediği şekilde olma talebi ve gereksinimi doğuruyor. Bu talep ve gereksinimin öğrenmedeki en büyük karşılığının çevrimi içi sosyal öğrenme ortamları olduğunu söyleyebiliriz.

Tüm uzaktan eğitim ihtiyaçlarını tek bir çatı altında sunan 15 yıllı aşkın sektör deneyimiyle Türkiye'nin lider firmasıdır.

Leave a reply:

Site Footer

Enocta