Sosyallik Şart

70:20:10 kuralını çoğumuz biliyor ve gelişim programları tasarımlarımızda uyguluyoruz. Artık öğrenme ve gelişim süreçlerini sadece formal eğitimler olarak değil, informal ve iş başında da işletmeye başladık. Peki, Endüstri 4.0’ı konuştuğumuz ve teknolojinin insanların yaşam alışkanlıklarını ne kadar değiştirdiğini bildiğimiz şu dönemde informal öğrenme ve iş başında öğrenmeyi desteklemek için eğitim teknolojilerini ne kadar kullanıyoruz?

Google Glass’ın ilk çıktığı dönemi bir hatırlayın, bundan tam 4 yıl önce… Özellikle ameliyatlarda ve riskli müdahalelerde doktorların eğitimlerini ve operasyonel başarılarını nasıl da olumlu etkileyeceği hepimizi heyecanlandıran bir gelişme değil miydi? Bir doktor tam da ameliyat anında bir meslektaşından tavsiye alıp, yeni bir şey öğrenebilecekti. En hayati iş başında öğrenme örneği olan bu örneği şimdi bir de bankacılara nasıl uygularız bir düşünelim. Bankacı olduğunuzu hayal edin. Şubede masanızda çalışıyorsunuz, bir müşteri geldi ve araba kredisi almak istediğini söyledi. Siz bugüne kadar hiç bu ürünü kullandırmamışsınız ve belki de işinizde yenisiniz. Ne yaparsınız?

a) Müşterinizden müsaade ister, öğrenme yönetim sisteminizdeki e-eğitimi tamamlar ve araba kredisi kullandırmayı öğrenirsiniz. Sonra da müşterinize hizmet verirsiniz.

b) Zekânıza çok güvenir, herhangi bir krediden ne kadar farklı olabilir ki deyip, doğrudan banka ekranlarını açar ve kredi girişini yapmaya başlarsınız.

c) Bankanızın size sağladığı muhteşem bir gözlük sayesinde neler yapmanız gerektiği direkt gözünüzün önüne düşer. (O zaman makinelere yönerge verelim, bize ne gerek var.)

d) En yakınınızdaki, bu konuyu en çok bildiğini düşündüğünüz bir kişiye sorarsınız. Bunlar gibi birçok alternatif çözüm düşünülebilir. Ama sanıyorum siz de çoğunluk gibi düşünüp en güzeli bir bilene sormak dediniz, değil mi? İşte size hem informal hem de işbaşında öğrenme örneği. İnsanoğlu doğduğu andan itibaren kazandığı çoğu beceriyi aslında bir bilenden öğrenir ve en kalıcı öğrenme ihtiyaç anında alınan bilgi sayesinde olur.

Bu gerçekten hareketle Enocta olarak uzun zamandır öğrenme yönetim sistemimiz ile birlikte çalışan “Sosyal” ürünümüzle, insanın varoluşundan itibaren kullandığı bu öğrenme yöntemini eğitim ve gelişim profesyonelleri ile birlikte profesyonel hayata taşıyoruz.

Rekabetin doruklarda olduğu, entelektüel sermayenin çok hızlı yer değiştirdiği, değişimin ve sürekli gelişimin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğu bu dönemde hızlı, kalıcı, sürekli ve doğrudan iş performansını artıracak öğrenme deneyimlerine çok ihtiyacımız var. Enocta Eğitim Platformu’nun “Sosyal” öğrenme modülü sayesinde öğrenme deneyimini sürekli hale getirebilirsiniz.

Sosyal gruplar içerisine bilgi paylaşımını sağlayıp, bilginin kurum içerisinde daha hızlı yayılmasının önünü açabilirsiniz. Soru-cevap seansları düzenleyip, çalışanların hayatlarını kurtaracak ipuçlarına ulaşmalarının yolunu açabilirsiniz.

İç eğitmenleriniz ile birlikte sınıfta verdiğiniz formal bir eğitimin öncesinde ya da sonrasında, gelişim programınızı destekleyecek şekilde gruplar oluşturup informal olarak da katılımcıların gelişimlerini takip edebilirsiniz.

İşinde çok iyi olan fakat herkesin her istediğinde ulaşamayacağı işinin ustası kişilere bildiklerini paylaşabilecekleri blog yazıları yazdırabilirsiniz. Tüm bunlardan daha önemli, daha katma değeri yüksek olan şey ise kurumunuzda geliştirilen, üretilen her bilgi kalıcı olur ve kurumsal hafızanız gün geçtikçe zenginleşir.

EEP Sosyal’i kurumunuzda küçük bir grupta deneyerek işe başlayabilirsiniz. Örneğin; satış ekibinizden oluşturacağınız seçme bir gruba ürünleriniz hakkındaki değişiklikleri bu platformdan duyurun ve yorumlarını isteyin. Birbirlerini nasıl harekete geçirdiklerini görünce sosyal platformlara olan inancınız daha da artacak.

 

Site Footer

Enocta