Neden Slayt Sayısı E-Eğitiminiz Hakkında Bir Şey Söylemez

VERİMLİLİK ODAKLI EĞİTİM TASARIMI

 

Kimi eğitimler sadece bilgi paylaşımını hedefler. Bu tür eğitimler daha çok multimedya içerikli e-kitaplara benzer. Oysa hedef, öğrencinin ilgilendiği ya da kullanabileceği bilginin amaca uygun biçimde tasarlanıp paylaşılması olmalıdır.  Öte yandan bilginin, eğitimin dışındaki diğer performans destekleriyle ilişkilendirilmesi de gerekir. Eğitimden alınabilecek en yüksek değeri ancak bu şekilde gerçekleştirebiliriz.

 

Şimdi, tasarladığımız e-eğitimlerden daha yüksek verim alabilmek için nelere dikkat etmemiz gerektiğine birlikte bakalım:

 

Kontrolü öğrenciye devredin

 

Aynı ekrana bakıyor olsalar da insanlar farklı alanlara odaklanır. Bazıları hızlıdır ve ekranı çabucak tarayarak görsel ifadeleri arar, diğerleri daha yavaş ve düşüne düşüne ilerler. Birçoğu da oturum esnasında dikkati dağıldığı için eğitimi durdurup biraz geriye dönmek isteyebilir.

 

Eğer öğrenmenin eksiksiz gerçekleşmesini gerçekten istiyorsanız, kullanıcılara içeriğin içinde istedikleri gibi dolaşabilme özgürlüğü tanıyın. E-öğrenmenin en büyük avantajlarından biri de farklı zamanlarda (asenkronik) gerçekleştirilebilmesidir. Bundan yararlanın ve eğitimin navigasyonunu özgür bırakın. Kullanıcıların kendilerinin keşfetmesini sağlayacak ortamı yaratın.

 

 

İçeriği küçük lokmalara bölün

 

Eğitimi cazip kılacak şeyleri yapsak da şunu unutmamalıyız ki insanlar ancak belli bir miktar bilgiyi sindirebilir. Daha fazla bilgiyi yüklemeye çalışmak boşuna uğraştan öteye geçmez. Bunun için bir saatlik bir eğitim yerine, akılda kalması daha kolay olacak kısa konu başlıklarını içeren onar dakikalık beş eğitim de tasarlanabilir. Öğrencilere biraz bilgi verilir, sonra da o bilgi konuyla ilişkilendirilerek hemen uygulatılır.  Bu süreç zamana yayılmalıdır. Bilgiyi belirli bir zamana yaymak, eğitimin akılda kalmasına destek olur.

 

 

Slayt sayısına odaklanmayın

 

Eğitim saati başına kaç tane slayt ya da ekran kullanılması gerektiği hep sorulan bir sorudur.  Yanıtı ise ekran sayısının tek başına bir şey ifade etmeyeceğidir. Öğrenci tarafından bakıldığında da ekran sayısının pek bir şey ifade etmediği görülecektir. Örneğin, tek bir ekrana on başlık koyabilir ya da her biri için ayrı on ekran da hazırlanabilir. Her bir başlığa ayrılan zaman değişmeyeceğine göre; ekran sayısının artması eğitimi uzatmaz, sayının azalması da eğitimi kısaltmaz.

 

Dallanmalı navigasyon (branched navigation) sistemleri gibi onlarca ekrandan oluşabilen interaktif öğeler kullanıldığında ise ekran sayısı önemini daha da kaybeder. Öğrencinin bu tip öğelerde harcadığı zaman; içeriği gözden geçirme ve bir karara vararak tepki verme hızına bağlıdır.

 

Aslında, ekran sayısı yerine öğrencinin harcadığı bir saati daha üretken kılacak, anlamlı bir e-öğrenme uygulamasını nasıl oluşturulacağına odaklanmak daha doğru olur. Bu yaklaşım, uzun vadede daha az masraflı olacak ve size zaman kazandıracaktır.

 

 

Slaytları otomatik geçişe ayarlamayın

 

Bilgi içeren slaytlar yazı ve/veya seslendirme ekleyerek oluşturulur. Ancak her ekran interaktif olmak zorunda değildir. Çoğu içerik geliştirici ise ekranı kilitleyip, otomatik geçişe ayarlar. Bu durumda, eğer kişi hızlı okuyorsa slaydı beklemek onun için sinir bozucu olacaktır. Eğer okuma hızı yavaş ise bu defa da slaydın geçiş hızına yetişemeyeceği için hem bilgileri eksik kalacak hem de yetersizlik hissi yaşayacaktır. Asıl konu, kullanıcının bilgiyi ne şekilde aldığı olmalıdır.

 

Slayt başına harcanan süre, kişinin ne kadar hızlı okuduğuna ya da ekranla etkileşimini ne kadar hızlı tamamladığına bağlı olduğundan ortalama bir okuma süresi ile belirlenemez. Bu nedenle, metin içeren sayfalarda manuel geçiş uygulanmalıdır.  Aynı durum seslendirme içeren slaytlar için de geçerlidir. Kullanıcı kendini hazır hissettiğinde bir sonraki slayda geçebilmelidir.

 

Bilgiyi cazip hale getirin, öğrenci odaklı olun

 

Eğer performans beklentiniz varsa; o halde odağınızı bilgi odaklı eğitimden, öğrenci odaklı eğitime kaydırmanız gerekir. Çünkü bilgi odaklı eğitimler olabildiğince çok bilgiyi öğrenciye yükleme peşindedir. Odak noktası performansta değil, ne kadar bilginin yüklenebileceği üzerindedir. Slayt sayısına dair soru da bundan kaynaklanır. “Bir saat içerisinde ne kadar bilgi yükleyebilirim?”

 

Bize bir soru sorulduğunda, Wikipedia’ya başvururuz. Orada 10.000’den fazla sayfa bilgi olsa da sadece sorunun yanıtını içeren kısma ihtiyacımız olacaktır. Kalan 9.999 sayfa o an için hiçbir anlam taşımayacaktır. İşte, önemli olan sorulan soruyu farklı içeriklerde, farklı mecralarda araştırıp, incelemeye yönlendirilmektir. Aynı şey e-öğrenme için de geçerlidir. Öğrenciye her türlü bilgi ve içeriği sunan bir eğitim hazırlanabilir. Ama insanlar bilgi sahibi oldukları ölçüde değil, bilgiyi nasıl kullanacaklarını bildikleri ölçüde başarılı olurlar. Ayrıca, ekranlardaki metinlerin çok yüklü olması durumunda kullanıcıların büyük ihtimalle eğitim sırasında uykuları da gelecektir. Bu nedenle kullanıcıları ekrana bağlayacak ve onları uyanık tutacak uygulamalara ihtiyaç vardır.

 

Kullanıcının karar verme durumunda kaldığı; bilgi yüklemek yerine bilgiye ulaşmanın cazip kılınacağı etkileşimleri tasarlamak hedeflenmelidir. Kullanıcının bilgiyi özümseyebileceği yollar sunulmalıdır.

 

İyi bir e-öğrenme tasarımı; önce öğrencilerin bilgiyi nasıl kullanacaklarına karar vermek, sonra da onlara o bilgiyi kullanabilecekleri durumları tasarlamaktan geçer. Karar verme sürecini nasıl şekillendirdiğiniz ve öğrencinin motivasyonuna nasıl eklemlediğiniz sorusu, eğitimin verimliliği açısından en önemli alandır.

 

Bu yazı “The Rapid E-learning Blog”unda yer alan Here’s Why Slide Count is Irrelevant to Your E-Learning Course” başlıklı yazıdan derlenmiştir.

Tüm uzaktan eğitim ihtiyaçlarını tek bir çatı altında sunan 15 yıllı aşkın sektör deneyimiyle Türkiye'nin lider firmasıdır.

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer

Enocta Enocta