Öğrenme, İş Gücü Çevikliği ve Kurum Performansı Arasındaki İlişki

Değişmeyen tek şeyin değişim olduğu çağımızda hızlı değişime ayak uyduran iş dünyası, sürekli değişim ve dönüşüm yaşayarak neredeyse evrim geçiriyor diyebiliriz. Değişim sürecine etkin bir şekilde uyum sağlamaya hazırlıklı olmak ve maksimum iş sonuçlarına ulaşabilmekte en önemli etken, çevik bir işgücüne sahip olmak. Değişimin organizasyona nüfuz etmesi ile birlikte şirketlerin operasyonel kabiliyetlerinin zora girmesi sık görülen bir durumdur. Çevikliğin önemini anlayıp uygulayan kurumların, değişimle başa çıkmada daha etkili olduklarını görüyoruz. Çeviklik bu nedenle öne çıkan bir kavram ve bunu oluşturmanın yolu da sürekli öğrenme ve gelişimden geçiyor.

 

 

Öğrenme, yetkinlik açıklarının tek seferlik eğitimlerle kapatılacağı bir etkinlik gibi görülmemeli ve öğrenme fırsatlarının erişilebilir, hedefe yönelik ve sürekli olması sağlanmalıdır. İşletmenin hedefleriyle uyumlu, güçlü bir öğrenme kültürüne sahip olması, çevik bir zihniyeti benimsemek konusunda kurum çalışanlarını daha yetenekli hale getirir. Bunun sonucunda çalışanların performansının yükselmesine bağlı olarak iş sonuçları da olumlu etkilenir.

 

 

Yaşlanan işgücünün, bilgi transferi ve paylaşımına olan talebi artırması da sürekli öğrenmeye olan ihtiyacı ortaya çıkarmaktadır. İşverenlerin yaklaşık üçte ikisi, yaşı ileri olan çalışanları emekli olduğunda önemli bilgi birikimi ve deneyimi kaybetmekten endişe duymaktalar. Sürekli olarak öğrenen bir kültür yaratmak; çevik, uyum sağlayabilen ve hazırlıklı bir organizasyon olabilmek bu açıdan da önem taşır.

 

 

Bilginin kritik rolü

 

 

İş dünyasının sürekli değişmesi nedeniyle ister dağınık lokasyonlarda ister ofislerde çalışılsın, bütün iş birimlerini ve fonksiyonel rolleri kapsayan kritik bir bileşene ihtiyaç duyulmaktadır. İşgücünün düşünmeyi tetikleyecek, yenilikçi fikirler için katalizör görevi üstlenecek ve ihtiyaç duyulan yetkinliklerin geliştirilmesine katkı sağlayacak bilgi birikimine erişebilmesi gerekmektedir. Değişimin hızı ile birlikte, bilgi öylesine rahatsız edici bir şekilde çoğalmaktadır ki, birçok durumda bilgiyi toplama, işleme ve anlama yeteneğimize aşırı yük binmektedir.

 

 

Şirket içi altyapılarının ihtiyaç duyulan bilgileri sağlayamaması yüzünden, çalışanlar şirket dışı kaynaklara yönelmekte ve çoğunlukla yapılandırılmamış birtakım bilgileri araştırmak için aşırı vakit harcamaktadır. Örneğin, web siteleri, bloglar veya forumlardaki yorumlar çalışanlara kurumun kontrolü dışında yanlış bilgilerden oluşan bir bataklık sunmaktadır. Kontrol altında olmayan bilgilerin yaygın bir şekilde erişilebilir olması, bir işletmenin çeviklik kabiliyeti için de tehdit oluşturur.

 

 

Çevikliğin stratejik itici gücü: Öğrenme

 

 

İş ortamındaki değişim, genellikle yetkinlik açıklarına yol açar. Değişim hızlı gelişiyor ise, bu açıklar daha da belirginleşir. Yetkinlik açıklarını kapatabilmek, çalışanların performansını hızlandırmak, uyum sağlama kabiliyetlerini ve inovasyonu güçlendirmek, çalışan bağlılığını oluşturmak ve çalışanların elde tutulmalarını sağlamak için kurumların kültürlerini, öğrenme ve gelişime odaklamaları gerekir. Yüksek etkiye sahip bir öğrenme kültürü işletmenin daha iyi sonuçlar elde etmesine yol açar. Ayrıca öğrenme kültürüne dair “en iyi uygulamalar”ın da çevikliği artırmak için gerekli olan davranışlarla güçlü bağlantıları vardır.

 

 

Değişimle birlikte tanımlanamayan zorluklar baş gösterdiğinde, özellikle çalışanları proaktif bir yaklaşımla değişime uyum sağlamaları için verdirilen tek seferlik eğitimler etkisiz kalır. Bu aşamada öğrenme kültürünün küçük bilgi parçaları ile öğrenme, öğrenme grupları, çalışanlar tarafından üretilen içerikler, deneyime dayalı öğrenme ve sosyal ağlar gibi araçların benimsendiği ve stratejik olarak kullanıldığı sürekli öğrenme ve gelişim süreçlerine odaklanması doğru olur.

 

 

Hedef yönelimli bir öğrenme ve gelişim fonksiyonu sayesinde, kurumların yüksek performans gösteren iş ortamları oluşturmaları muhtemeldir. Çevik kurumlara bakıldığında, bu şirketlerin kendilerini değişimi bir fırsat olarak algılayan, esnek, her düzeyde yüksek değişim kapasitesine sahip olarak tanımladıklarını görüyoruz. Bu tip kurumların değişim yönetimini geliştirmek adına stratejiler oluşturdukları da tespit edilmiştir.

 

 

Enocta çevikliği nasıl güçlendirir?

 

 

Enocta temelinde, öğrenmenin çevikliği güçlendiren bir iş süreci olduğunu anlayan bir şirkettir ve ihtiyaç noktasında o ihtiyaçla ilgili çözümler sunar. Öncelikler ve gereklilikler değiştikçe, Enocta öğrenenlerin değişen şartlara uyum sağlayabilmeleri için ihtiyaç duyulan kritik yetkinlikleri geliştirmelerine imkan tanır.

 

 

Enocta, çevikliği besleyen ve güçlendiren sürekli öğrenme için çözümler üretmek üzere çalışmaktadır. Sağlamış olduğu içerikleri farklı formatlarda düzenleyerek hem farklı öğrenme şekillerini desteklerken hem de bu içeriklere mobil cihazlardan da erişilmesini sağlayarak , zaman ve mekandan bağımsız kişilerin eğitim materyallerine ulaşmasını sağlar.

 

 

Mobil öğrenme çözümlerinin yanı sıra, geliştirdiği sosyal öğrenme modülü ile çalışanlar arasında anında “know-how” (uzmanlığa dayalı bilgi) alışverişini de teşvik eden Enocta, çalışanların ihtiyaç duydukları ‘en doğru’ ve ‘en anlaşılabilir’ bilgiye ‘en kısa’ yoldan erişmesine yardımcı oluyor.

 

Bu yazı, Skillsoft Kurumsal Gelişim ve Gelişmekte Olan Pazarlar’dan sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı , John Ambrose’un “The Relationship Between Learning, Workforce Agility, and Business Performance” isimli yazısından derlenmiştir.

 

 

Tüm uzaktan eğitim ihtiyaçlarını tek bir çatı altında sunan 15 yıllı aşkın sektör deneyimiyle Türkiye'nin lider firmasıdır.

Leave a reply:

Site Footer

Enocta