Öykü Anlatma Sanatı

 

Bir zamanlar mutsuz bir çalışan varmış, eğitim esnasında PowerPoint sunumunu izlerken 100 yıllık bir uykuya dalmış…

 

Bu size tanıdık geliyor mu? Eğer çalışanlarınızın yeni beceriler kazanması için artık bıkkınlık veren eski yöntemleri hala kullanan biri iseniz, evet!

 

İnsanı canından bezdiren bu tür bir eğitim deneyimi, günümüz çalışanlarının çoğu için maalesef olağan dışı bir durum değil. Çoğu, oturumları bezmiş bir halde tamamlayıp öğrendiklerinin çok azını aklında tutabiliyor. Bunun başlıca nedeni, eğitim sağlayıcının seçimi aşamasında genellikle bilginin nasıl aktarıldığından çok eğitimin içeriğine odaklanılmasıdır. Oysa bilginin aktarım biçimi de eğitimin içeriği kadar önem taşır.

 

Eğitim programlarını planlarken, neden yüzlerce yıllık öykü anlatma sanatını da göz önüne almayalım? Şimdi, sizlere birkaç öneride bulunalım ve onlar ersin muradına… diyelim.

 

Bilgi bombardımanından kaçınma

 

Öykü anlatımı; yoğun iş temposundan bunalmış yorgun çalışanların, aktarılan bilgiyi kolayca öğrenip akıllarında tutmalarını sağlayacak, tesiri kanıtlanmış bir yöntemdir. İster rol canlandırma tarzında, ister bir üst düzey yöneticinin kendi deneyimlerini anlattığı bir video biçiminde, isterse bir durumu tasvir eden çizgi filmler şeklinde olsun; öğrenme programlarında öykü öğelerinin kullanımı hem ilgi çekici hem de etkili olur.

 

Cazip sunumlar

 

İlgi çekici bir sunum yapabilmek için eğitimin tarzı bir bütün olarak göz önüne alınmalı ve bu tarz korunmalıdır. Aktarılmak istenen mesaj ya da tema en başta belirlenmeli ve eğitim boyunca alttan desteklenmelidir. Konuşmaya önceden iyi hazırlanmak, ancak fazla prova yapmış hissi uyandırmamak gerekir. Tam aksine, sunumun doğal ve akışa bırakılmış gibi algılanması hedeflenmelidir. Öğrenenler, neşeli ve dostça konuşan kişileri dinlemeye daha yatkındır. Bunun için de arkadaşla konuşuyor gibi doğal olmalı ve gündelik dil kullanılmalıdır. Yani ağdalı ve uzun cümlelerden kaçınmak, basit cümleler kurmak, kısa konuşmak, samimi ve etkili olmak en iyi sonucu getiren faktörlerdir.

 

Kişisel dokunuş

 

Genellikle çalışanlar; tablolar, istatistikler ve grafiklerden çok; anekdotlar, fıkralar, kişisel anılar ve benzetmeleri hatırlamaya daha yatkındır. İlgi çekici hatta heyecanlı bir öykü yerine, her slaytta rakamsal verilerle karşılaşan çalışanlar daha çabuk bunalırlar. Çalışanların eğitimi iş hayatının önemli bir parçası, ancak eğitimler bu kadar “ağır” olmak zorunda da değil! Öykü minik dokunuşlarla kişiselleştirildiğinde ise eğitim ortamının öğrenmeye elverişli ve daha cazip bir hal aldığı görülecektir. Doğru uygulandığında, öğrencilerin çoğu bu deneyimden keyif alacak ve daha da önemlisi öğrendiklerini kendi rollerine uygulayabileceklerdir.

 

Başarının sırrı: Pratik yapmak

 

Güzel konuşmanın bir sanat olduğunu biliyoruz. Dinleyenlerin zihninde sadece kelimeleri kullanarak bir resim oluşturabilme, hem beceri hem de pratik gerektirir. Bazı şanslı kişiler bu beceriye doğuştan sahiptir. Neyse ki güzel konuşma becerisi pratik yaparak da geliştirilebilir. Bu yoldaki çabalar kişinin hem kendisine hem çalışanlara ve dolayısıyla şirketin bütününe yararlı olacağı için verilen emeğe de değecektir.

 

Eğitimin doğru karışımı

 

Kişilerin öğrenme biçimleri ve tercihleri farklıdır. Anekdotlarla, öykülerle canlandırılmış yüz yüze eğitim etkili olsa da, pek çok çalışan için karma öğrenme çözümleri idealdir.

 

Özel tasarlanmış bir e-öğrenme çözümünün yanı sıra öğrenciler arasında etkileşimi sağlayan ve öğrenmenin sosyal yönünü destekleyen geleneksel sınıf içi eğitimin verimliliğe yapacağı katkı paha biçilmez olacaktır.

 

 

Bu yazı, SkillSoft EMEA Bölge Direktöü Kevin Young’ın The Art of Storytelling (Öykü Anlatma Sanatı) başlıklı makalesinden derlenmiştir.

 

 

Tüm uzaktan eğitim ihtiyaçlarını tek bir çatı altında sunan 15 yıllı aşkın sektör deneyimiyle Türkiye'nin lider firmasıdır.

Leave a reply:

Site Footer

Enocta