Şirket Üniversitesi: Profesyonel Gelişim için Sürdürülebilir Öğrenme

Gazetelerin İK sayfaları, sektör dergileri, kişisel gelişim kitapları, bilim adamları ve ekonomistler 21. yüzyılın gereksinim duyduğu insan profilini tanımladıkça; eğitim firmaları da şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda sınıf içi, e-öğrenme, işbaşı eğitimleri vb. eğitimleri hızla tasarlayıp hizmete sunuyor. Bununla birlikte eğitim tasarımcıları da eğitimlerin eğlenceli ve öğretici aktiviteler olması ve yarar sağlaması için yeni teknikler geliştirme ve uygulama konularında daha çok mesai harcıyorlar. Günümüzde eğitim; sadece öğrencilerin değil, her yaştan insanın ihtiyaç duyduğu bir süreç olarak değerlendirilmektedir.

 

Eğitim geçmişimize baktığımızda, ilk bilgileri ailemizden edindiğimizi görürüz. Zamanla bu sarmal genişler; yakın çevremiz, bahçedeki arkadaşlarımız, anaokulu, ilköğretim, lise ve yüksek öğrenim olarak devam eder. Zaman içinde gelişen ve değişen yaşam koşullarına uyum sağlayabilmek ve iş yaşamında başarılı olabilmek için sadece yenilikleri takip etmek yeterli olmaz. Bunları iş hayatına uygulayabilmek de gerekir. Buna bağlı olarak ihtiyaca göre uyarlanabilen eğitim metotları ve başarılı öğretim tasarımlarıyla; eğitim artık daha eğlenceli ve her zamankinden daha gerekli bir konumda.

 

Dilerseniz önce “iş yeri eğitimi”nin tanımından başlayalım. “İş yeri eğitimi” hem formal hem de informal öğrenmenin gerekliliklerini sağlayan, yaşayarak öğrenme ilkesinden yola çıkarak çalışanların eğitimini iş yerinde gerçekleştiren öğrenme şeklidir.

 

İş yeri eğitimleri neden önemlidir?

 

Ekonomi, nüfus artışı, mesleklerdeki farklılaşma, bilginin hızla değişmesi ve yenilenmesi, ulusal ve uluslararası piyasadaki hızlı rekabet; çalışanların gelişimini ve dolayısıyla da eğitimin sürekliliğini gerektiriyor. Bu hızla değişen ve yenilenen ortama çalışanların da ayak uydurabilmesi, ancak beceri düzeylerinin geliştirilmesi yani eğitimler ile sağlanabiliyor. Her ne kadar ihtiyaç duyulan eğitimler şirketten şirkete farklılık gösterse de, dünya genelinde hemen hemen tüm çalışanların ve liderlerin edinmesi ve geliştirmesi gereken temel becerilerin başında; iletişim, analitik düşünme ve problem çözme, ekip çalışması, yaratıcılık, teknolojiyi kullanabilme, zaman yönetimi becerileri gelmektedir. Son zamanlarda pek çok şirket “akademi” adı altında kendi bünyelerinde eğitim birimleri oluşturmaktadır. Bu birimler, çalışanların eğitim ihtiyaçlarını belirleyerek gerek e-öğrenme olanağı gerek sınıf eğitimleri sağlayarak çalışanların eğitim ihtiyacını karşılamaktadır.  Çoğu şirket sertifika vererek ve puanlama sistemi kurarak çalışan motivasyonuna katkıda bulunma yolunu seçmektedir.

 

İyiden Mükemmele Şirket Eğitimi

 

İş yerinde öğrenmenin gerçekleşmesi; çalışanların öğrenme isteği, öğrenmeye hazır olmaları ve öğrenmenin sürekliliği ile doğrudan bağlantılıdır.  Ayrıca öğrenilen bilgilerin iş yerindeki uygulamalarla örtüşmesi ve sunulan eğitimin kalitesi de önemli faktörlerdir. Çalışanların önceki iş ya da okul deneyimlerinde konu hakkında ön bilgiye sahip olmaları, iş yerinde öğrenmenin önemli bir öğesi olarak karşımıza çıkar. “Good to Great” kitabının yazarı Jim Collins (2001), kitabında “get the right people on the bus”(otobüse doğru kişileri bindir) ilkesiyle, iş yerinde doğru insanlarla çalışmanın işleri kolaylaştırdığından ve süreci hızlandırdığından bahsetmektedir. Doğru insanlarla çalışan şirketler, istedikleri değişiklikleri ve eğitimleri şirketlerinde rahatlıkla uygulayabilmekte ve olumlu sonuçlar almaktadır. Aksi halde şirketler, eğitimlerde çok fazla zaman ve emek kaybına uğruyor ve maalesef çabaların sonucu da karşılıksız kalıyor.

 

“İş var ama kalifiye eleman bulmak zor”

 

Şirketler ya da gelecekte var olmak isteyen iş çevreleri, çalışanların ihtiyaçları doğrultusunda eğitimler planlıyor. Çalışanlar, bu eğitimleri başarıyla tamamlıyor ve iş yerinde birebir uyguluyorlar. Örgün eğitim kurumlarından farklı olarak, öğrenene sadece ihtiyacı olan bilgi veriliyor ve bilgiyi pratiğe dönüştürecek ortamlar yaratılıyor. Hiç şüphesiz ki eğer örgün eğitim olmasaydı, öğretilen yeni bilgiyi özümsemek ve yeni durumlara transfer etmek ve uygulamak hiç de kolay olmayacaktı. Ancak şunu da kabul etmek gerekiyor ki; sadece okullarda alınan eğitim ve diploma yeterli değil. Profesyonel iş yaşamında başarılı olabilmenin yolu, sürdürülebilir öğrenmeden geçiyor. Peki, bunu nasıl sağlayabiliriz?

 

Üniversiteler ve iş yerlerinde yapılan eğitimler, birbirinden bağımsız etkinliklermiş gibi düşünülmemelidir. Tam tersine, birbirleriyle işbirliği içinde çalışmaları başarılı sonuçlar getirecektir. İş yerlerinin beklediği profile nispeten sahip olarak üniversiteden mezun olan kişilerin hayata atılması hem kendileri hem de çalışacakları şirketler için büyük bir avantaj sağlayacaktır.  Bunun bir yolu da “üniversite-iş yeri” işbirliğinden geçmektedir. Teori olmadan pratik olamayacağını ve her ikisinin bir bütün oluşturduğunu hepimiz biliyoruz. Öğrenciler; okulda öğrendikleri teorik bilgileri, iş yerlerinde pratiğe dönüştürme fırsatı bulabilmelidir. Bunun sağlanabilmesi için; üniversiteler müfredatlarını revize etmeli ve iş yerleri de akademi çevresiyle işbirliğine ve yeni mezunlarla çalışmaya açık olmalıdır. Bunun aksi durumda bir kaç yıl sonra, şirketler istedikleri profilde çalışan bulmakta zorlanabilir veya pek çok genç insan boş pozisyon olduğu halde işsiz kalabilir. “İş var ama kalifiye eleman bulmak zor” dememek için, bunun önemine dikkat çekilmesi gerekiyor.

 

Öğrenciler ve yeni mezunlar için durum genel olarak böyle. Peki, diğer çalışanlar? Kimlerle çalışıyoruz? İçinde bulunduğumuz yüzyılda çalışanları iyi tanımak ve onların ihtiyacına göre eğitim hazırlamak, şirket eğitimlerinin temelini oluşturuyor. Şirketlerde genel olarak, iki grup çalışan var; bilgili ve tecrübeli olan eski nesil çalışanlar ve gelişen teknolojilere kolay adapte olabilen yeni nesil çalışanlar. Eski nesil çalışanlar genellikle teknoloji dostu değil. Yeni nesil çalışanlar ise teknoloji ile doğdukları için teknoloji hayatlarının en temel parçası. Hal böyleyken, dengeyi nasıl kurar ve çalışanlarımıza uygun bir eğitim ortamı sağlarız?

 

Değişen Öğrenme Kültürü: Sosyal ve Sürdürülebilir Öğrenme

 

Farklı profillerde ve çok fazla sayıda çalışanın olduğu bir şirkette herkese uyan, ortak bir öğrenme modeli bulmak kolay değil. Zamandan kazandıran ve bireysel öğrenme hızlarına göre öğrenme imkânı sağlayan eğitim platformları, sunmaya başladıkları sosyal araçlarla yeni bir öğrenme kültürü oluşturuyor. E-öğrenme, dijital eğitim materyalleri, eğitim filmleri gibi pek çok eğitim aracı; sosyal bileşenlerle desteklenerek çalışanların daha hızlı öğrenebilecekleri bir iletişim ağı oluşturmamıza imkân tanıyor. Çalışanlar, kendilerine özel oluşturulmuş eğitim platformlarında iş arkadaşlarıyla konuşabiliyor, fikir alışverişinde bulunabiliyor, düşünme becerilerini geliştirebiliyor ve uzmanlıklarını bu alanlara taşıyarak diğer çalışanların ve nihayetinde kurumun bilgi dağarcığını geliştirebiliyorlar.

 

Enocta olarak, çağın gerektirdiği ve çalışanların “işbaşında” ihtiyaç duyduğu sosyal ve sürdürülebilir eğitim ortamlarını hazırlamak konusunda danışmanlık veriyor, içerik hazırlıyor ve altyapı desteği sağlıyoruz. Oluşturduğumuz eğitim çözümleriyle; çalışanlarınızın yeni bilgilere ulaşmaları, beceriler kazanmaları ve dünyanın değişim hızına ayak uydurabilmeleri artık zor değil.

 


Kaynaklar

Collins, J. C. (2001). Good to Great: Why Some Companies Make the Leap and Others Don’t.
NCVER. (2003). What makes for a good workplace learning? Australian National Training Authority.

************

İyi’den Mükemmel Şirkete Kalıcı Başarıya Ulaşmanın Yolları (Good To Great)

Jim Collins

Boyner Yayınları

 

Tüm uzaktan eğitim ihtiyaçlarını tek bir çatı altında sunan 15 yıllı aşkın sektör deneyimiyle Türkiye'nin lider firmasıdır.

Leave a reply:

Site Footer

Enocta