Ürettiğiniz e-eğitimler sizin için biçilmiş kaftan mı?

 

Bu soruyu bir çırpıda yanıtlamak elbette mümkün değil. Bu yazımızda hem zaman hem de kaynak ayırarak yapılan e-eğitimlerin verimli bir şekilde üretilebilmesi için bilmeniz gereken bazı önemli noktalara değineceğiz. Hedefimiz, sahip olduğumuz sınırlı kaynaklarla elde edebileceğimiz e-öğrenme materyalinin en iyisini elde etmek olmalı. Peki nasıl?

 

Amacınızı netleştirin!

Gerçekte e-eğitimler ile asıl hedeflenen performansın artırılmasıdır. Ancak, uygulamada geliştirilen çoğu e-eğitim, performansı artırmaktan daha çok bilgi paylaşımını hedefler. Bunun nedeni çoğunlukla, insanların perfomansı artırmaktan daha ziyade, ellerinde mevcut bulunan içeriği “bir şekilde” aktarmaya odaklı olmalarından kaynaklanmaktadır.

Tam da bu nedenle, bir özel içerik projesine başlandığında, daha en başında, üretilmesi planlanan bu e-eğitim ile neyin hedeflendiği net bir biçimde ortaya konmalıdır. Eğitimin asıl hedefi performans hedefleri çerçevesinde belirlenmelidir. Bu performans hedefleri çerçevesinde e-eğitimin içeriği netleştirilir ve eğer gerekiyorsa, ek başka performans artırıcı önlemler düşünülebilir.

Sonra sıra ne tür bir e-öğrenme dersine ihtiyaç olduğunu belirlemektedir. “Renkli, canlı, cıvıl cıvıl bir e-eğitim” istiyor olabilirsiniz; ya da “kurumsallığı ön plana çıkaracak” bir eğitim; ya da belki “sadece bilgileri aktaralım yeter!” diyorsunuz. Aklınızdaki her ne olursa olsun, öncelikli olarak, belirlediğiniz hedefe uygun e-eğitim türünü netleştirmekte fayda var. Gelin şimdi bu farklı eğitim türlerine birlikte bir göz atalım. Genel olarak, hedeflerimiz çerçevesinde üç farklı türde e-eğitimden söz edebiliriz:

    1. Bilgiye Yönelik (Informative) Eğitimler “Herhangi bir performans artırımı beklentimiz yok. Çalışanlarımız bunları bilsin istiyoruz!” diyorsanız; bilgilendirici eğitimlerden söz ediyorsunuz. Bunlara yeni ürünleri veya belli bir konudaki mevzuatı tanıtan, ya da bir yazılımın yeni özelliklerini ele alan e-eğitimleri örnek olarak verebiliriz.
    2. Yönteme Yönelik (Procedural) Eğitimler
      “Çalışanlarımız adım adım bu işi nasıl yapacaklarını bilsinler. Bu işi o şekilde yapsınlar istiyoruz.” diyorsanız; bu tür eğitimlerden söz ediyorsunuz. Bu tür eğitimlere, bir çalışanın işini yaparken sıklıkla tekrar etmek zorunda olduğu adımları anlatan eğitimleri; örneğin, kuruma özgü bir yazılımda bir işlemin nasıl yapılacağını ele alan eğitimleri örnek olarak verebiliriz.
    3. Problemin Çözümüne Yönelik (Decision Making) Eğitimler
      “Çalışanlarımızın işlerini yaparken karşılaştıkları bir sorun karşısında şu şekilde yaklaşmalarını istiyoruz” diyorsanız; bu tür eğitimlerden söz ediyorsunuz. Bu tür eğitimlerde adım adım izlenmesi gereken bir prosedür yoktur. Ancak, karşı karşıya kalınan problemi çözmek için uygulanabilecek genel prensipler vardır. Satış ve müşteri ilişkileri eğitimleri bu türe örnek olarak verilebilir.

 

 

 

Basit ama etkiliyi hedefleyin!

Yukarıda ele alınan türlerdeki e-eğitimler tercihler doğrultusunda basit ya da daha karmaşık biçimlerde tasarlanabilir. Ancak unutmamak gerekir ki, ne kadar karmaşık bir yapı tasarlanırsa, harcanacak zaman ve efor da o doğrultuda artacaktır. Bu durumda en doğrusu basit ama etkili bir e-eğitimi hedeflemektir.

 

 

Kaynaklarınızı Akıllıca Yönetin! Bunun için, hangi türde bir e-eğitimin sizin için uygun olacağını iyi değerlendirin. Bu değerlendirme için, e-öğrenme konusunda birlikte çalıştığınız kurumun yönlendirmeleri de oldukça önemli.

 

 

Her şeyi birden tek bir e-eğitim ile sunmaya çalışmayın!

Farklı sebepleri olmakla birlikte, bu sıklıkla yapılan bir hata. Tek bir e-öğrenme içeriğinde pek çok farklı ve sizin için “önemli” noktaya değinmeye çalışmak yerine, içeriği anlamlı parçalar halinde sunmayı tercih edin. Çok uzun derslerin kullanıcıların motivasyonlarında düşüşe neden olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Her şeyi tek bir seferde sunmak, hepsinin hedefe ulaşacağı anlamına gelmiyor. Bu aynı zamanda e-örenmenin uygun biçimde değerlendirilmesini de zorlaştıran bir yaklaşım.

 

 

Mutlaka bilinmeli mi? Bilinse iyi olur mu?

İçeriği bölümlerken “mutlaka bilinmesi gerekenler”i ve “Bilinse iyi olur!” diye düşündüğünüz kısımları farklı tasarlayın. Göstermek istediklerinizi ön plana çıkarın ancak kullanıcıya da e-eğitim içerisinde istediği kısma erişebilmesine olanak tanıyan tasarımlar sunmayı ihmal etmeyin.

 

Sade daima güzeldir!

E-eğitimlerde tasarımda kullanılan araçların bir anda araç omaktan çıkıp, amaç haline gelmeleri sıklıkla karşılaştığımız br durum. Örneğin, daha fazla etkileşim ve daha fazla animasyon. Böyle bir durumda şu soruları sorun: “Bu e-eğitimin hedefleri göz önüne alındığında bunlara gerek var mı?”, “Eğitim daha sade bir biçimde de aynı hedeflere ulaşabilir mi?”. Bu sorulara dürüstçe yanıt verebiliyorsanız, hem kaynaklarınızı verimli bir biçimde kullanabiliyor hem de hedefe yönelik, şık ve sade e-eğitimler için gerekli ipuçlarını biliyorsunuz demektir.

 

Kaliteli e-eğitimler üretmenin yolu biraz da ne istediğinizi bilmekten geçiyor. Ayırdığınız kaynakların karşılığını aldığınız, “benim için biçilmiş kaftan” diyebildiğiniz e-eğitimler üretebilmek için, ihtiyaçlarınızın ne tür bir eğitime işaret ettiğine dikkat edin. Hedefinizi iyi belirlediğiniz sürece, sade ama kaliteli, gösterişsiz ama verimli e-eğitimler üretmek mümkün.

 

Kaynak : http://www.articulate.com/rapid-elearning/are-you-building-the-right-type-of-e-learning-course/

 

Tüm uzaktan eğitim ihtiyaçlarını tek bir çatı altında sunan 15 yıllı aşkın sektör deneyimiyle Türkiye'nin lider firmasıdır.

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer

Enocta Enocta